Suriye’nin kuzeyinden Doğu Akdeniz’e koridor açmak isteyen emperyalist Siyonist düzen ve maşaları; Cerablus ve Afrin harekatları ile iyi bir Osmanlı Şamarı yemişti…

         Fırat’ın doğusu; terör unsurlarının yuvalandıkları ve derin planlar yaptıkları alanlar… Terör unsurları, milli güvenliğimizi tehdit etmeye devam ediyor. Yaklaşık iki yıldır gündemde olan Fırat’ın doğusuna operasyon yapma kararlılığı sekteye mi uğradı?

 

         Hala kendi göbeğimizi kesecek duruma gelemedik mi?

         Terör unsurlarını yemleyen, koruyan ve kollayan silahlarla donatan sözde müttefik lakin özde baş düşman olan ABD ile neyin planlamasını yapacağız?

          Birlikte güvenli bölge oluşturup, güvenliği sağlayacakmışız. Lamı cimi yok O-YA-LA-NI-YO-RUZ…!

         Zaman kaybettiriliyoruz dostlar…!

         “Ansızın bir gece gelebiliriz.” diyordu REİS… Ne oldu bu tılsımlı sözlere?

         ABD tüm düşmanlığını sergilerken, terörün baş hamisi iken bizim üzerimize üzerimize oyun oynarken; ne diye onların dolduruşuna geliyoruz? O-YA-LA-NI-YO-RUZ…! Bizi biz yapan değerlerimizin farkında değiliz.

 

         Vatan, bayrak, millet sevdalılarının aklına bin bir türlü sorular geliyor.

         Niçin olaylardan ders alamıyoruz?

         S-400 alımındaki karalılığı Fırat’ın doğusu için neden gösteremiyoruz?

         İçimizde hala FETÖ’ nün derin yapılanmaları aktif mi?

         Neden bir gece ansızın operasyonu başlatmıyoruz?

         Emperyalist, Siyonist düzene uşaklık eden zümreler mi var?

         ABD ile mezara kadar mecbur muyuz?

         Daha onlarca soru aklımıza geliyor…

 

         Derin güçler oyalanmamızı isteyerek sözü edilen harekatın başarıya ulaşmasını engellemek için oyun içinde oyun kurguluyorlar.

         Şanlıurfa’ya ABD askerlerinin güvenli bölge oluşturma adına gelmesi manidar. Niçin kendi sınırlarımız içerisinde hareket planları yapıyoruz?  Resmen oyalama taktikleri… Bizim niyetimizi anlayarak farklı senaryoların peşindeler.

         Hasıl-ı kelam; ABD ve derin güçler bizim oyalanmamızdan nemalanıyorlar. Beyler; O-YA-LA-NI-YO-RUZ…!