ERMENEK SILA ŞENLİĞİ

 

İki bin on dokuz Ağustos ayı

Toplanacak Ermenek kurultayı

Almamız için muhabbetten payı

Buluştursun Ermenek Sıla Şenliği.

 

Sizinle gururlu bu cennet belde

Sen de mutluluğu yakala gel de

Sarıl dostuna ve sevinsin gül de

Gülüştürsün Ermenek Sıla Şenliği.

 

Taşeli yurdunun çilekeş merdi,

Şimdi sıla vakti bırak gel derdi

Kucaklaşmak koymaz gam ve kederdi

Savuştursun Ermenek Sıla Şenliği.

 

Atan, deden, baban yolunu gözler

Üstelik sizlere hasretiz bizler

Yine ağlamasın şu garip gözler

Barıştırsın Ermenek Sıla Şenliği.

 

Ekmek için gurbet ele gidenler

Dağlarımda koyun, sığır güdenler

Obasında yufka ekmek edenler

Karıştırsın Ermenek Sıla Şenliği.

 

Taşeli’nin küçük büyük köyleri,

Halkımın tüm bayanları, bayları,

Karamanoğlu’nun asil soyları,

Yarıştırsın Ermenek Sıla Şenliği.

 

Vatanımın güler yüzü, neşesi,

Türkiye’nin bu en güzel köşesi,

Şerife’si, Fadime’si, Ayşe’si,

Kavuştursun Ermenek Sıla Şenliği.

 

Esnafım, tüccarım ve pazarcılar

Çadırlarda yufka açan bacılar

Hepiniz yurduma bir baş tacılar

Bölüştürsün Ermenek Sıla Şenliği.

 

Yurt dışından, yurt içinden gurbetçi

İkram eden, ayrancı ve şerbetçi

Güvenlik erbabı, polis ve bekçi

Karıştırsın Ermenek Sıla Şenliği.

 

Öğretmenler, öğrenciler, veliler

Mustafalar, Ahmetler ve Aliler

Toplansın yüreği yurt sevdalılar

Görüştürsün Ermenek Sıla Şenliği.

 

Bağda bahçedeki meravım, sakam,

Bu dünya geçici, fanidir makam,

Sayın başkan, muhtar, vali, kaymakam

Alıştırsın Ermenek Sıla Şenliği.

 

Gelsin gurbetteki doktor, avukat

Çoğalsın nüfusu normalden kat kat

Beraberlik bize en büyük hasat

Tanıştırsın Ermenek Sıla Şenliği.

 

Yarışalım, iyilikte hayırda

Ne yapalım, ne edelim bu yurda

Sen de düşün sılaya gel buyur da

Danıştırsın Ermenek Sıla Şenliği.

 

GÜNEYYURDUM BAŞKADIR

 

Başkadır beldemin her şeyi başka,

Ağaçlar üstünde dalı başkadır.

Yahniyle yiyişi Herse’yi başka,

Bol kekik kokulu balı başkadır.

 

Katrancık’ta dev katranlar dizili,

Ardıçlı belende pürler büzülü,

Yaylalarda sanki tarih kazılı

Çamı, pınarı ve çalı başkadır.

 

Kışlacık’tan tırman hele yukarı,

Ekilmiş düzlüğe bir sarı darı,

Nohutlar Alaman, buğdaylar sarı,

Yolarken, biçerken hali başkadır.

 

Kuzeyinden gölge yapar dağları,

Meşhurdur kaymağı, tereyağları,

Ölüsüne rahmet okur sağları,

Eniğe sunduğu yalı başkadır.

 

Merttir halkım, dönmez asla sözünden,

Yapmacıklık bilmez söyler özünden,

Yenimahalle’den, Pınargözü’nden,

Benim yurdum Güneyyurt’um başkadır.

 

Aralık’tan ve Orta’dan geçin de,

Cami mahallesi, çarşı içinde,

İhya olun yaylalara göçün de,

Benim derdim Güneyyurt’um başkadır.

 

Dört mevsimi, birbirinden güzeldir

Yaylaları hastır, tektir, özeldir

Bunu yapan Allahü lemyezeldir

Benim ana ata yurdum başkadır.

 

Bu dünyanın cennet köşesi belde,

Adı Güneyyurt’tur, anılır dilde,

Bir ahenk var yağmur, dolu ve selde

Sekiz mahalleli yurdum başkadır.

 

Seni yazmak hayalimde tasarı,

Gördüğümde Kızılin’i, Asar’ı,

Her köşede eski insan eseri,

Benim beldem, doğum yerim başkadır.

 

Altımda eşeğim, önümde sürüm,

Çiğdemler kokladım hem türüm türüm,

Elime alıp da bir ardıç pürüm,

Adı gargara, Güneyyurt başkadır.

 

Kuşakpınar ile Kat’ın arası,

Sanki Araf, Arasat’ın arası,

İstemez dünyanın pulu parası,

Benim derdim Güneyyurt’um başkadır.

 

Kayanın üstüne kartallar tüner,

Nerde bir kuş görse ardına süner,

Sarıbunar, Karabunar, Tolbunar,

Benim derdim Güneyyurt’um başkadır.

 

Bileği’yle Altıntaş’ın arası,

Altı üstü dolu gâvur parası,

Şimdi oraları gezme sırası,

Benim derdim Güneyyurt’um başkadır.

 

Kimse bilmez kimselerin derdini,

Gördün mü hiç kayaların ardını,

Gezdim memleketi, gördüm Mardin’i

Benim yurdum Güneyyurt’um başkadır.