İslam’dan Soğuma Bahaneleri

Hayırlı cumalar değerli okuyucularım!

Müslüman; selametli, barışçı, selam veren, selam alan, etrafına zararsız, herkesle iyi geçinen, kinci olmayan güler yüzlü, hoşgörülü, sabırlı ve İslam’ı özümsemiş kimse demektir.

Mümin; Allah cc ve resulünün (sav) şart koştuğu şeylere iman eden, güven veren, itimat telkin eden demektir.

Emin; güvenilir, yalan söylemez, kendisine her şey emanet edilebilir manasındadır.

Memun; güvenilen, emniyetli, zararsız ve ziyansız anlamındadır.

Kısacası yüce peygamberimizin ifadesiyle Müslüman; elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği ve güvende olduğu kişidir.

Bunları şunun için söylüyor ve yazıyorum.

Hicri 15. Miladi 21. yüz yıl başlarında, 2001 yılında Amerika’da vuku bulan İkiz Kule saldırısını sözde Müslümanların üstlenmesi, aynı olayı üstlenen el-Kaideden tevellüt eden ve kendilerini sıkı Müslüman addederek Müslüman gayr-i Müslim demeden terör olaylarına önayak olan örgütlerin çıkması, Mısır’da yüz yıllık bir cemaate karşı yapılan linç girişimi, en son olarak Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminin bir cemaatin tepesindeki hainlerin karıştığının tespiti bütün İslam dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açmıştır. Bu dönem iç muhasebe dönemidir.

Muhasebemiz “bize ne oluyor?” sorusu etrafında şekillenmeli, bütün dünya Müslümanlarında örgütlü Müslümanlara karşı bir ürküntü peyda eden olayların tetkik ve tahkiki yönünde olmalıdır.

Bu ürkme bağlamında meşru bir örgütlenme olan cemaat ve tarikatlar sorgulanmakta ve halk arasında bu teşekküllere karşı derinden bir uzaklaşma gözlenmektedir.

Bu hususta bizzat yaşadığım bir olay beni her Cuma günü konuyla alakalı bildiklerimi makalemde paylaşmaya itmiştir. Şöyle ki;

Kurban bayramı için memlekete giderken yaylalardan birinde oturan bir arkadaşımın kitap talebi üzerine çay molası vermiştik. Buradaki sohbetimiz sırasında evin hanımı “Dindar Müslümanlardan korkar olduk” diye bir söz sarf ettiler.

Bu söz bende şok etkisi yaptı. Söyleyen ev sahibesi benim dini kariyerimi de İslam’a karşı yaklaşımımı da bilmemektedir. Bu söz bütün dünyadaki, yukarıda arz ettiğim genel durumun ferdi olarak dışa vurumudur. Değerli hanım efendiye alenen teşekkür ediyorum, zira bende ve Müslümanlarda yeni bir düşünce döneminin başlamasına öncülük edecek bir söz söylemiştir.

Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ve bütün Müslüman devletlerin din işleri müdürleri bu sözden tezler, doktora tezleri ve ciltler dolusu araştırmalar meydana getirmeleri ve tebliğ sırasındaki istikametlerini yeniden gözden geçirmeleri gerekmektedir.

Sevgi ve saygılarımla!