İsraf; var olan kaynaklarımızı boşa tüketmek, faydalanmamak, heder etmektir.

Gıda israfından tutunuzda, hayat kaynağımız olan suyun israfına; elektrik israfından, en önemlisi zamanımızı israfa kadar yüzlerce israf hayatımızı ablukaya almış vaziyette.

Maddi imkanlarımız arttıkça israfın boyutları da orantılı olarak artmakta, israfın her türlüsünün dinimizce de haram kılınmasına rağmen ekmekler poşet poşet çöp kenarlarına atılmışsa, israf boyutunda gardıroplarımız sıkış sıkış kıyafetlerle doluysa; iş yerlerinde, evlerimizde elektrikler boşa yanıyorsa; israfa dur demenin zamanı gelmedi mi?

***

Dünyada bir damla suya muhtaç milyonlar varken, musluklar boşa akıyorsa, bir lokma kuru ekmeği özlemle bekleyen mazlum çocuklar açlıktan ölüyorsa, bu hoyratlığın izahı var mıdır?

İsraf kılcal damarlarımıza öyle işlemiş ki, bireysel çabalar israfa engel olamıyor. Topyekun israfa dur demeliyiz ki israfla mücadelede başarı sağlanabilsin.

İsrafa dur demenin yolu en başta ailede başlar. Ailede iyi eğitilmiş nesiller, okullarda almış oldukları eğitimle bunu devam ettirebilirlerse israfa dur demenin alt yapısı sağlanmış olur.

***

İsrafa dur demenin yolu şükürdür, kanattır, hamd ile hayatımızı süsleyebilmektir. Şükreden asla nimete nankörlük yapamaz. Hamd ehli aza kanaat ederken, israfa düşmekten şiddetle kaçınır.

İsraf bereketi izale eden sorumsuzluk örneğidir. Çevremize ve dünyaya kayıtsız kalmak, bencillikte zirve yapmaktır. Paylaşmaktan uzaklaştıkça, israfın boyutları da hızla artarak; toklar ile açlar arasında uçurumlar meydana gelmektedir.

***

Dünyanın kara kıtası olarak ifade edilen Afrika’da açlıktan, susuzluktan binlerce insan ölüyor. Aynı dünyada şişmanlık hastalık haline gelmişse gıda atıkları çöp dağları oluşturuyorsa israfa dur demenin tam zamanı…!

***

Devletimizin kaynaklarını verimli ve israf etmeden kullanmak zaruridir. Aksi halde tüyü bitmemiş yetimin hakkını ödeyebilmek imkansız hale gelir.

Okulların açıldığı ilk gün İstanbul’dan gelen görüntü “yeni kayıt lise birlere martı muamelesi yapılıp, simit yağmuruna tutulması” akla ziyan, ekmeğe, nimete nankörlüğü gözler önüne sermiştir.

Bu olay kendimize gelmemize, israfın tüm boyutları ile  gözden geçirilerek eğitim boyutu ile tedbirler alınmasına inşallah vesile olur.

Hasıl-ı kelam; israf etmek o nimetleri veren makama nankörlüğün ta kendisidir. İsrafa dur diyelim ki şükredenlerden, hamd edenlerden olabilelim.