Bir tarafta çocuklarını terör örgütlerine kaptıran annelerin malum partinin kapısındaki nöbetleri devam ederken, diğer taraftan belediyelerin önünde işten çıkarma protestoları devam etmekte. Bir de buna kendilerine KHK mağdurları adı verilen kesimlerde eklenince, gündemin sıcaklığı artarak devam etmektedir.

        Annelerin mücadelesini hepimiz yürekten destekliyoruz.

        Benim şahsi fikrim; devletimiz vatandaşlarını her türlü tehdit ve tehlikelerden koruyabilmeli; terörün siyasi kanadı, dağ kadrolarına eleman temin ederken, tedbir almayanlar terör partisinin kapısına bakanlarını göndermesi; hem düşündürücü hem de devletimizin güç, kuvvet ve kudretine balta vurmaktadır.

        Devlet duygusal davranmak yerine terörle mücadelede meclisteki uzantılarından başlayıp, netice alabilmelidir. Madem malum parti teröre doğrudan ve dolaylı destek vermekte ise niçin esaslı mücadele yapılamıyor?

        Bakanların; annelerin yanında durmaları insani olarak değerlendirilebilir. Lakin devletimiz bir terör partisinin kapısına giderek bakanlarını merdivenlerinde oturtmamalı… Ben vatandaş olarak bu duruma anlam veremedim.

        Kırmızı bültenle arananlar, devletin resmi kanalında açıklama yaparken de çok incinmiştik. Şehit yakınlarının manevi dünyasına vurulan darbeler hepimize vurulmuştur.

        Terörle mücadele siyaset üstü, devlet politikası haline getirilemediği için siyasi kaygılar ve mülahazalar mücadelenin önüne geçince bu tür görüntüler ortaya çıkarak, milletimizin kuvve-i maneviyyesine darbe üstüne darbe vurmaktadır.

        Siyasi havadan yeni bir açılım süreci mi planlanıyor, sorusu aklımıza gelmiyor değil…

        Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, Suriye’de ABD ile temasımız, İDLİP, muhtemel yeni mülteci akını… beka meselemiz çerçevesinde dikkatle değerlendirilmesi gereken konular arasında.

        Gaziler günü kutlamalarında İzmir’deki programda, sunucu olan başı örtülü meslektaşımızı protesto eden zihniyet; cumhuriyeti dizsizlik olarak mı görüyor? Cumhuriyet sadece bir yönetim biçimidir. Cumhuriyet; dini yaşamanın da garantörü, koruyucusu olmalı ki herkes özgürce, cennet vatanımızda ilelebet huzur ve güven içerisinde yaşayabilsin. Hala başörtüsü ile uğraşıyorsak medeniyetten, demokrasiden bahsetmek abesle iştigaldir.

        Bunca sıcak gündem; bizim diri olmamızı gerektirir. Bunlar hakiki beka meselesi olup, siyasi çekişmelerle kaybedecek vaktimiz asla yoktur.

        Terör gündem olmaktan çıkarılmalı; Suriye politikamız emperyalizmin hevesini kursağında koyabilmelidir.

        Hasıl-ı kelam; gündem çok sıcak. Milli birlik ve beraberliğimizin üst seviyelerde olması gereken, kırılma noktalarından hassas dönemleri yaşıyoruz.