24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle düzenlenen bir programda, Konya Valisi Cüneyit Orhan Toprak konuşması esnasında karşısında oturan birisine, “Sen öğretmen misin birader?” dedi.

Karşıdakinin de kafa sallamasından sonra Vali Bey, biraz sert bir tavırla uyardı-ders verdi. Buraya kadar konuyu hepiniz biliyorsunuzdur. Çünkü konu tüm ulusal basında bile yer aldı. Öğretmenlerimizin gününde böyle bir olayın olması çok üzücü bir durum.

Konu ile alakalı haberleri ve sosyal medyadaki yorumları inceledim, kimisi vali haklı, kimisi de öğretmen haklı vs.vs. gibi ikiye bölünmüş durumda.

Bu yazımda benim için asıl mesele: Valinin uyardığı kişinin öğretmen değil de; muhabir olduğunun ortaya çıkması…

Şimdi bu işi neresinden tutacağız. Ben bu işi kendi mesleğimiz açısından ele alacağım.

3-4 ay önce Karatay Belediyesi’nin bir programına katılmak üzere, basın için hazırladıkları otobüse bir çok gazeteci arkadaşlar ve Belediye Başkanımız Hasan Kılca ile birlikte bindik. Kendisi makam aracı ile gitmek yerine gayet mütevazı bir şekilde bizle yolculuk yapmayı tercih etmiş. Bundan sonrasına dikkat, giderken mi, dönerken mi hatırlamıyorum ama sayın başkan otobüsün ön tarafında mikrofonu eline aldı ayağa kalktı ve bizlere bir konuşma yapıyor. Biraz ön sıralarda oturan bir muhabir koltuğu arkaya sonuna kadar yaslamış, kulağında kulaklık, elinde laptop video izliyor ama adeta başkanın karşısında yatıyor.

Aman Allah’ım… bu nedir! Dostlarım inanın ben yerin dibine girdim. Yanımda Hakimiyet Gazetesi sahibi Yusuf Gürbüz de vardı. Yusuf beyde gördü utançla hayretler içine düştük.

Düştüğümüz durum bu işte dostlar maalesef.

Burada gazete sahipleri ve yöneticilerine çok ciddi işler düşüyor. Hatta Gazeteciler Cemiyet Başkanı Sefa Bey ve Basın Konseyi Başkanı Yusuf Beye de çok iş düşüyor. Yeni yetişen arkadaşlardan bazıları maalesef nerde nasıl davranacağını bilmekten çookk ötede…

Gazete yöneticileri ve cemiyet başkanları bu konulara acilen eğilerek ciddi uyarılar –eğitimler vs vs düzenlemeliler.

Değilse yerin dibine geçmeye devam edeceğiz.

Arkadaşlar edep her insanda olması gereken bir davranıştır. İster gazeteci olsun ister öğretmen.

15 yıldır bu sektör de olan birisi olarak bu gün bir çok gazeteci abilerimizi gördüğüm zaman saygıda kusur etmemek için elimden geleni yaparım. Sayın Valinin “Vali” kimliğini bir tarafa bırakalım, her şeyden önce bizlerden yaşça büyük birisi. İnsan olarak saygılı olalım. Bizim törelerimiz, örflerimiz, dinimiz bunu emreder. Kemal Soylu, Mustafa Balkan, Mustafa Güden, Ahmet Turan, Zafer Samancı gibi bir çok gazeteci abilerimizden yeni gazeteci kardeşlerimize eğitimler verdirtmeliyiz. Bir kez daha gördük ki maalesef her şey okulda bitmiyor…

Ve tekrar dönelim Vali beye; Şimdi kimisi yorumlarda demiş ki, Amerika da senatörler Trump’ın karşısında ayak ayak üstüne atıyor. Ne olmuş valinin karşısında atılmışsa falan falan… Çok yanlış bir anlayış.

Her toplumun kendine göre örf, gelenek ve görenekleri vardır. Bizim gelenek ve göreneklerimizde de büyüklerimize ve makamlara saygı var. Sayın Vali de o gün o uyarıyı yaparken, şahsi olarak değil, Konya Valisi olarak yaptığını unutmayalım.