Durdurun dünyayı!

İnsin bindiği gemide delik açanlar

Tufan bir daha gelsin şu dünyaya

Anlasın başka gemi olmadığını

Ve hayatın sadece dünyada olduğunu

Tabanı kemiren fareler, sıçanlar.

 

Durdurun dünyayı!

Tam da hilalin kıl kadar olduğu sırada

Çekirgeler de görsün manzarayı

Nakaratlı nağmelerine başlamadan

Yarıştırsın hilalle kaşlarını incelikte

Gelsin! O kaşı kara da.

 

Durdurun dünyayı!

Beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilmeden

Daha işim vardı, diyenlere bir fırsat daha olsun!

Rüyası bitmeyenlere bir mühlet

Kalkamayanlar sabah namazına, kalksınlar diye

Şu dünyada mazlumların derisi yüzülürken

Hızla güneşin doğması ve batması niye?

 

Durdurun dünyayı!

Güneşin ufuklardan ilk huzmeleri süzülürken

Buzağılar biraz daha çekiştirsin anasının sütünü

Akşama kadar sürecek bir ayrılığa düşmeden

Oğlaklar biraz daha sarılsın

Süt dolu memelere

Alsınlar gıdalarını iki ilahi çeşmeden.

 

Durdurun dünyayı!

Güneş henüz doğmadan

Kimse davalı girmesin yeni güne

Herkes elini çeksin kardeşinin gırtlağından

Fark etmez İslam ve insan kardeşi

‘Topluca barışa girsin insanlık’

Hiçbir bahane sunmadan;

Karıştırmadan şeşi, beşi.

 

Durdurun dünyayı!

Beklesin yerinde ta ki;

Herkes insanca yaşamaya evet, deyinceye kadar

Karışmamayı öğrensinler aka, karaya

Açığa, kapalıya, dinliye, dinsize

Herkes insan kisvesini giyinceye kadar

Görsün dünya durunca

Neler oluyor? Ders olsun densize!

 

Durdurun dünyayı!

Adalet ve güven tesis edilinceye değin

Makamlar ehil olanların oluncaya kadar

Yollar, sokaklar, fırsatlar herkese eşit

Ve herkes haddini bilinceye kadar

Adalet ve hukuk tecelli etsin

Zira onlar sadece ne filan efendi ne filan beğin!

 

Durdurun dünyayı!

Ayın on beşinde

Ne küçülsün, ne büyüsün dolunay

Kalksın karanlıklar, aydınlansın ufuklar

Kimsenin gözü olmasın kardeşinde

Herkes iyilikte yarışsın

Koşmasın bozgunculuk ve savaş peşinde.