Ortadoğu; son yüzyılda kan, gözyaşı ve acılarla dolu… Emperyalist – Siyonist sömürü sistemi çarklarını acıdan beslemeye devam ederken, masumların feryadı gök kubbede yankılanmakta…

1980-1988 yılları arasında İran- Irak Savaşı ile Sünni- Şia çatışması körüklendi…binlerce insan öldü.

1991 yılından itibaren, Amerikan emperyalizmi Körfez Savaşı ile başlayan süreçte; demokrasi götürme teraneleri ile yaklaşık 30 yıldır çöreklendiği, petrol kaynaklarından vazgeçmeye hiç niyeti yok.

1960’lı yıllardan itibaren İsrail; Filistin’i adım adım işgal ederek Filistinliler’e kan kusturmakta, masum onlarca insanın üzerine bomba yağdırmaya devam etmekte…

Suriye hepimizin malumu… Yaklaşık 8 yıldır milyonlar öldü. Uluslararası güç dengelerinin hesaplaşma alanına dönen Suriye, acıların coğrafyası konumunda. Milyonlar evlerinden yurtlarından oldu. 4 milyon mülteci Suriyeli sadece bizim ülkemizde…

Her nedense emperyalizmin fabrikasında üretilen terör unsurları, acıların coğrafyasında ağababalarına kusursuz hizmet etmekte.

Terörden, acıdan… millet olarak onlarca yıldır başımızı kaldırıp, önümüze bakmaya fırsat verdirmiyorlar. Bir tarafta PKK, PYD, DEAŞ… diğer tarafta devleti ele geçirmeye çalışan FETÖ maddi ve manevi enerjimizi sömürmeye devam etmekte…

Ülkemizin jeopolitik, jeostratejik konumu bakımından, ayrıca tarihi misyonu gereği emperyalizmin kapsamı alanından hiç çıkmadı. Gizli ve aşikar sinsi planların nihai hedefi Anadolu’muzdur.

Kutuplaştır, böl, parçala, yut mantığı ile her dönem farklı söylemlerle milletimizi esaret altına almak isteyenler, hiç boş durmuyorlar. Acı olan tarafı, sapı bizden olan baltaları rahatça kullanmaları.

Acıların coğrafyasında, şeytan üçgeni olarak bildiğimiz ABD, İsrail ve İran milyonlarca insanın kanından sorumlu, Sünni Müslüman kıyımında ortak çalıştılar.

Büyük Şeytan; Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de… birlikte çalıştığı Kasım Süleymani’yi neden hedefe koyarak katletti? Çok iyi analiz etmek gerekir.

Şiaları mağduriyet kalıbına sokup, parlatma ve cilalama yaparak, bunun mukabilinde Ehl-i sünneti itibarsızlaştırarak beyinlerinde kurguladıkları “Ilımlı İslam’ı” hayata geçirebilmek için Süleymani’yi kahraman yaparak; acıların coğrafyasında yeni oyunların peşindeler.

Hz. Ömer’in adaleti, HZ. Fatih’in fetih sevdası, Yavuz Sultan Selim Han’ın mukaddesat aşkı, Kanuni Sultan Süleyman Han’ın at sırtında geçen ömrü, hep Ehl-i Sünnet’i yaşama ve yaşatma gayreti idi. Ehl-i Sünnet hayat anlayışının tekrar canlanması, emperyalist düzenin yok olması demektir. Bunca şeytani planlar, dinimizin doğru öğrenilmesini ve yaşanmasını engellemek üzerine kurgulanmaktadır.

Hasıl-ı kelam; acıların coğrafyasında asıl hedef, emperyalist sömürü düzeninin çarklarını kandan, gözyaşı ve ölümden besleyerek, Müslüman kanı akıtmaya devam etmek; kendilerine engel gördükleri Ehl-i Sünnet’e hayat hakkı tanımamak… bunun yanında petrol kaynaklarını kontrol etmek için şer planlar, tıkır tıkır işliyor.

Acıların coğrafyası, Müslüman beldeleridir. Başka ülkelerde gözyaşı, kan, acı var mıdır?

Onlar sinsi planlarını işletirken, biz ne yapıyoruz? Kutuplaşmaya, ayrışmaya son gaz devam…

Rabbim sonumuzu hayreylesin…