İnsanın yeter! Diye bağırası, nara atası geliyor.

Suriye’deki Esed idaresi terörist saydığı İdlib’i bombalamayı sürdürüyor.

Peki, bu İdlib nedir? Burasının valisi muhaliflerden midir, Belediyesi Muhaliflerden midir?

 Bu adamlar bu kadar masumun öldürülmesine, yerlerinden edilmesine ve dünyevi hukukun yerle bir edilmesine neden dur demiyorlar?

Buraya şimdilik hükmeden muhalifler nereye kadar bunu sürdürecekler? Bu masumların bir tane bile canını eder mi bunların inadı?

Tamam, artık kabul edin! Arap Baharı Hareketinin sonuçlanmadığı tek ülke Suriye’dir. Evet, Esed en büyük tarihi zalimlerden birisidir. Zalime meyletmemek Allah’ın emridir (11/113) ama ustaca hileler kullanarak savaşmak da onun emridir. Asıl onun bir emri de güç bakımından düşmandan üstün hale gelmektir (8/60). Bu son ikisini yapabilmek için artık bu iç savaşa bir son verin!

Türkiye Devleti de Suriye devletiyle beraber olarak bu işi sonlandırmalıdır. İşte o zaman hem ülkemizdeki dört milyon kişi topraklarının ve harabe olmuş evlerinin başına dönecek hem de daha ne kadar süreceği belirsiz olan iç savaş sona erecektir.

 “Barış Güzel şeydir 4/128” gerçeğini tahakkuk ettirendir en büyük kahraman.

Ve bükemediğiniz bileği daha fazla zorlamayın! Adam karşısında askeri, sivil, masum, suçlu ayırt etmeden insanları öldürüyor.

Bu İdlibteki adamlar Esed’e biz sana idarecimiz olarak isyan edemeyiz, deyip neden hükümetlerine ve ülke yasalarına itaat etmiyorlar? Hükümetler bir tanedir ama halkın etnik yapısı ve dini meşrepleri çok fazladır o halde herkese ayrı bir hükümet olamayacağına göre herkes ülkesinin hükümetine itaat etmek, yasalarına bağlı kalmak zorunda değil midir?

Artık Türkiye hükümeti de İdlib politikasını değiştirmelidir. 900 km olan Suriye sınırında oluşturmaya başladığı “Güvenli Bölge” yi hem içte hem dışta bütün uluslararası mahfillerde kabul görmesi için yoğunlaşmalıdır.  Güvenli Bölge bizim olmazsa olmazımız olduğunu Suriye hükümetine de anlatmanın hatta işbirliği yapmanın zamanıdır.

Biz İdlib diyoruz, Ruslar bombalıyor, sözlerini tutmuyorlar. Şahsen daha fazla ileri gitmeden İdlib’den dönülmelidir. Zaten hem İdlib hem Libya beraber yürütmek ülkemizi her bakımdan yıpratabilecektir. Akdeniz’deki hukukumuz bakımından yapılan anlaşmanın devamı açısından Libya bizim için çok daha önemlidir.

“İdlib (Arapça: ادلب), Suriye'nin on dört ilinden birisidir. Ülkenin kuzeybatısında olan il Türkiye ile komşudur.

Türkiye ile Suriye arasındaki en büyük sınır kapısı olan Cilvegözü (Arapçası Bab al-Hava) Hatay kentini İdlib'e bağlar.

1516 yılına kadar Türk kökenli Memluk Devleti'nin idaresinde bulunan İdlib Osmanlı Padişahı I. Selim'in aynı yıl söz konusu devleti Mercidabık Savaşı'nda yenilgiye uğratmasından sonra Osmanlı egemenliği başladı. I. Dünya Savaşı'nda Suriye cephesinde yenilgiye uğrayan Osmanlı Devleti'nin 1918 yılında bölgeden çekilmesiyle İdlib'deki Türk egemenliği sona erdi.” (Wikipedia)