Hans ve Hasan dolu dolu geçirdikleri Taşlık Kilikya / Taşeli (Ermenek – Karaman) seyahatinin son günlerindeydiler.

Burada yer alan Dekapolis – İzavriya köy kentlerini ve antik kentlerini tamamıyla gördüler.

Hasan en sona Güneyyurt Beldesi ile Ermenek arasındaki sarp kaya zincirinin zirvesinde konuşlanan Suluceser Kaya Kentini ve sığınağını bırakmıştı. Burası Romalı zalimlerden kaçan ilk Hristiyanların korkusuzca Allaha kulluk ettikleri sağlam bir mekândı.

Suluceser: 200 metre batısındaki Gödegorum kaya mezarlarının devamı niteliğinde, keşiş ve piskoposların makamı durumunda, daha zor ulaşılan ve son derece korunaklı, ilk dönem Hristiyan münzevilerinin yaşadığı bir mekândır.

Suluceser 30 – 40 kaya merdiveniyle çıktığımız bütün Taşlık Kilikya’nın izlenebildiği, Ermenek Turkuaz gölü ve üç ilçeyle bütün vadinin seyredilebildiği bir konumdadır.

Sırtını devasa kayaya yaslayan Kaya Saraydan güneşi görmek için öğleyi beklemek gerekir, zira 15 Temmuz tarihinde karşı Toros zirvelerine güneş beş buçukta, Göksu vadisine altıda, Güneyyurt merkezine altı buçukta kuzeydeki Suluceser’in de içinde bulunduğu kaya zincirinin dibine ise yedide doğmaktadır. Suluceser Kaya Sarayının odalarına güneşin girmesi için öğle vaktinin girmesi gerekir.

Zemini lojistik destek ünitelerinden oluşan Suluceser’in üçüncü katı bir şapelden ibarettir, kenarda papazın taştan koltuğu, bir kenarda da piskoposun yarım odası görülür. Kayanın tavan kısmı boyalı ve renkli Hristiyan motifleriyle süslüdür ancak bilinçsiz gezginler altında altın var sanarak bunların büyük bölümünü kazımışlardır.

Bu katta, kayadan sızan damıtılmış suya taş zemin oyularak suyun toplanması sağlanıp 365 gün buz gibi suyun içilebildiği bir küçük havuz vardır.

Hans etrafı hayranlıkla süzerken gözleri tavanı süsleyen Hristiyanlık motiflerine kaydı. Burası ruhani atmosferiyle kendisini binlerce yıl eskilere götürdü ve bir teoloji araştırmacısı olarak şu ayetleri düşünmeye sevk etti.

Hasan’a şu ayetin ayrıntısını sordu:

“Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. (Şura 13)

Hasan- Değerli kardeşim ve yoldaşım Hans! Bunun manası şudur:

İlk peygamber hazreti Âdemle son peygamber hazreti Muhammed’in tebliğ ettiği tek din vardır ve adı İslam’dır. “Allah katında tek din İslam’dır” ayetinin anlamı da bunu ifade eder. Bu aradaki bütün peygamberler halka halka oluşan bir zincirdir.

Yahudiler ve Hristiyanlar kendilerinden sonra gelen peygamberleri reddetmekle zinciri kırmış olurlar. İşte ayetteki dinde ayrılık budur.

Tek Allaha inanmış bir müminin Âmentüsü “Âmenerrasülü 1/285” olmadıkça imanı asla geçerli değildir.

Çünkü yukarıdaki ayette adı geçen bütün peygamberler kendilerinin Müslüman, tebliğ ettikleri dinin de İslam olduğunu özellikle teyit etmişlerdir.

İşte onların diliyle hikâye edilen ayetlerden bazıları:

Hz İbrahim:

“İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, Hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir Müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.” (Ali İmran 67)

“Ey Rabbimiz! Bizi müslümanlardan eyle ve bizim soyumuzdan sana teslim olacak, gerçekten müslüman bir topluluk çıkar, bize ibadet yollarını ve şekillerini göster ve tevbemizi kabul et. Hiç şüphesiz sen, tevbeleri kabul eden ve çok merhametlisin.” (Bakara 128)

Hz Yusuf:

“Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” (Yusuf 101)

Hz Musa:

“Musâ da, ey kavmim: siz gerçekten Allaha iman ettinizse, onun birliğine ihlas ile teslim olmuş Müslümanlar iseniz artık ona i'timâd edin dedi.” (Yunus 84)

Yemen Kraliçesi Belkıs:

“Belkıs gelince, “Senin tahtın böyle mi?” denildi. O da, “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet gösterip Müslüman olmuştuk, dedi.” (Neml 42)

Müslüman Olan Sihirbazlar:

“Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.” (Araf 126)

Hz İsa:

“Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince,

“Bu, apaçık bir sihirdir” dediler. Kim, İslâm’a davet olunduğu hâlde, Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Saff 5-6)

Bunun bir adım sonrası Dünyanın Kızılelma’sıdır.

Dünyanın Kızılelma’sı bütün insanlığın tek hak din olan İslam’da birleşmeleridir.

“Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.” (En’am 125)

“Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.” (Ali İmran 19)

“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Ali İmran 85)

Hans’ın da kalbi sonunda İslam’ı kabule açık hale geldi ve Hasanın önünde İslam’a girişlin temeli olan kelime-i şehadet getirdi:

Allahtan başka ibadete layık tanrı bulunmadığına ve Hz Muhammed’in onun son peygamberi ve kulu olduğuna tanıklık ederim.

Hasan- Değerli kardeşim ve yoldaşım Hans!

Bir Hristiyan Müslüman olmakla mevcut sahih inancından bir şey kaybetmez ama eksik olan son peygamber ve tevhit inancını tamamlamış olur. Seni en samimi duygularımla tebrik ederim!