Osmanlı devleti 600 yıllık ömrünün büyük bir kısmını Avrupa’ya akınlarla ve fetihlerle geçirdi. Kurulduğu sırada ise zaten Selçuklu İmparatorluğundan devraldığı topraklar İstanbul’un dibine kadar sokuluyordu.

1920 yılında yıkıldığı zaman ve yeni Türk devleti Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Avrupa’dan sadece Trakya bölgesi elimizde kalmış görünüyordu. Bu topraklar da İstanbul’un fethinden yani henüz imparatorluğa yükselmeden önce elde edilen Edirne payitahtı etrafındaki birkaç vilayetti. Yani işin gerçeği şu anda elimizde Osmanlı imparatorluğundan kalan sadece İstanbul ve Trakya bölgesi vardır.

Bizler tam da lale devrimizi yaşarken eline iki gemi dört de çizmeli çapulcu geçiren akıllı (?!) Avrupa devletleri Asya’dan, Afrika’dan müstemleke – sömürge kapışma yarışına girmişlerdi. Üstelik bu Avrupa sömürüsüne geçen ülkelerden çoğu Müslümandı.

Sömürgeci gaddar batılıların ilkleri: Portekiz, İspanya ve Britanya’dır. Bunları aynı Avrupa’dan Fransa, İtalya ve kuzey kutbundan Felemenklerin yaşadığı basit bir kanyon olan Hollanda takip eder.

Toko Ömer, Felemenklere karşı Açe’yi (Endonezya) savunan bir avuç Müslüman kahramandan birisidir. Şu anda Endonezya’nın bir eyaleti olan Açe’nin adını duyanınız var mı?

Evet, var, çoğumuz Endonezya'ya bağlı Açe'de 2004 yılında meydana gelen 9,1 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan Tsunamide 230 bin kişi öldüğünde duymuştuk bu kelimeyi.

O sırada, Açeliler Osmanlılardan yardım istemişler, onlar da göndermişler, Açeliler Kırım savaşında da bize yardım etmişler, türünden sözler duymuştuk. Ve ardından oradaki Tsunami felaketzedelerine yardım etmiştik.

Açe nere Hollanda nere? demeyiniz, adamlar kuzey kutbunda buzları kırarak geçemeyeceklerine göre mecburen Akdeniz’den ve onca okyanusları teperek gittiler Endonezya’ya, Açe’ye.

Müslüman tüccarlar eliyle hidayete eren bu uzak Asya ülkelerindeki olsun, yakın Asya’daki soydaşımız Türk kökenli Müslümanlar olsun Osmanlıları yeterince ilgilendirmedi.

Bunun sebebi: onlar nasıl olsa Müslüman, biz, Allah’ın kelimesini bilmeyenlere duyuralım, gayesi olabilir mi? Olabilir.

Burası bardağın boş tarafı şimdi gelelim dolu yanına:

1520 yılında Mısırla beraber Yemene kadar bütün İslam devletleri Osmanlılara bağlanınca uzak Asya Müslümanları da Osmanlılara elçiler göndererek memnuniyetlerini arz ettiler.

Bu devletler arasında en çok dikkati çeken Somatra adasındaki Açe İslam Devleti idi.

Ancak Açe aynı tarihlerde Portekizliler tarafından taciz edilmeye başlanınca Açe Sultanı Alaeddin Şah Kanuni Sultan Süleyman ve takip eden padişahlardan yardım istedi. Bu talepler büyük oranda yerine getirildi.

Ancak 17. yüz yılın başında Felemenkler yani Hollandalılar musallat oldular. Açe’nin sıkıştırılması 1873 yılında Hollandalıların İngiltere ile anlaşarak Açe’yi istila etmesiyle sonuçlandı. Bu İngiliz ihanetiyle Açe’ye giren Hollandalılar bayraklarından hilalin ve Osmanlı izlerinin silinmesini istediler. Açeliler ise bunu kesinlikle reddedince büyük savaşlar yaşanmaya başlandı.

 

Bu sırada İbrahim Şah Osmanlı Sultanı Abdülaziz’den ve takip eden padişahlardan yardım ve himaye talep etse de Osmanlılar Avrupa’yla arayı açmamak için buna yanaşmadılar.

20. yüz yılın başında Hollanda Açe’yi tamamen ele geçirmek isteyince Açe Sultanı Osmanlıların bir vilayeti olmak istediklerini bir mektupla İstanbul’a bildirdi ama ne yazık ki bu da aynı nedenlerle sonuçsuz kaldı.

İşte Toko Ömer 20. yüz yılın başında Açe’yi Hollandalılara teslim etmemek için direnen Müslüman bir kahramandır.

1899 yılı şubat ayında kuvvetleriyle Malaboh bölgesinden geçerken Felemenkli sömürgecilerden bir müfrezenin pususuna düştüler. Çıkan çatışmada 16 arkadaşı şehit edilmiş kendisi de ölümüne neden olacağı bir yara almıştır.

Sana sahip çıkamadık Açe ve Toko Ömer, affedin bizi!