1986-1989 yılları arasında Edeler Diyarı, Sütçü İmam’ın memleketi Kahramanmaraş’ta öğretmenlik mecburi hizmetimi yapıyordum. Çevreyi tanımaya çalışıyordum. Nereye gitsen acıklı bir türkü çalıyordu. O zamanlarda teknoloji böyle ileri değildi. O zamanlar her evde televizyon yoktu. Televizyonlar, teypler ve radyolar adeta yankılanıyordu. Dost meclislerinde sürekli bu türkü seslendiriliyordu. Söyleyen söylemekten, insanlar dinlemekten usanmıyorlardı. Vatandaşlara sordum, bu türkünün öyküsü nedir diye. Dinle Hocam dediler, anlatmaya başladılar…

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesindeki Damlataş Köyünde Meyrik adında güzeller güzeli bir gelin yaşıyordu. Meyrik teyzesinin oğlu Hasan ile zorla evlendirilmiştir. Evlenmeden önce üzüntüden verem hastalığına yakalanan Meyrik, evliliğinin daha baharı olan 3. ayında fenalaşır ve Kahramanmaraş Devlet Hastanesine kaldırılır. Fazla bir zaman geçmeden, köyde “Meyrik öldü” haberleri yayılmaya başlamıştır. Yıl 1970 dir. Acı haber tez duyulur, derler ya. Kadınlar toplanır ağıtlar yakılır. Meyrik türküsü, o anda Meyrik’in teyzesi ve aynı zamanda kayınvalidesi tarafından yakılan ağıttır. Halen Türk Halk Müziği’nin en sevilen türkülerinden biri olan bu yanık türkü, birçok sanatçı tarafından söylenmiştir, söylenmeye de devam etmektedir.

Maraş’tan bir haber geldi (Meyrik) Dediler ki Meyrik öldü oy oy Keşke Meyrik ölmeseydi Kesileydi elim kolum oy oy

Oy Meyrik Meyrik Meyrik Ben kurbanam sana Meyrik Ben hayranam sana Meyrik (vay)

Doktor yarayı kesiyor Gene Meyrik kan kusuyor oy oy oy Dediler ki Meyrik öldü Anası kime (bana) küsüyor oy oy oy

Oy Meyrik Meyrik Meyrik Ben kurbanam sana Meyrik Ben hayranam sana Meyrik (vay)

Şu Meyrik’in acısına Çarşaf serin gecesine oy oy oy Keşke Meyrik ölmeseydi Sabır onun kocasına (anasına) oy oy oy

Oy Meyrik Meyrik Meyrik Ben kurbanam sana Meyrik Ben hayranam sana Meyrik (vay)