Allah’ın dinini ve onun seçkin kulu Hz Muhammed aleyhisselamın sünnetini yaymak konusunda titizlik gösteren büyük önderlerden birçoğu Türk’tür. Daha henüz Abbasilerle başlayan Türklerle ilişkiler sonuç olarak hilafetin ecdadımıza intikaline kadar gelmiştir.
 
İslam, kendisini seçen tüm halkların hayatlarını yenilemiştir, onlara evrensel kültüre katkıları hususunda büyük bir pay sağlamıştır.
 
13 ve 15. Yüzyıllarda geniş İslam hilafeti arazilerinde Kur’an ilimlerini, fıkıh ilimlerini, kanun ilimlerini, matematik, uzay, coğrafya, tıp, felsefe, tarih, mantık gibi insan ve doğa ilimlerinin tümünü de içine alan çok zengin bir İslam edebiyatı oluşmuştur. Bu İslam kültürünün merkezinde Tükler vardır.
 
Müslüman Türklerin bu kültürün oluşmasında ki etkileri gerçekten çok büyüktür. İslam edebiyatının oluşmasında Arapça büyük bir araç olmuştur. Ancak İslam edebiyatı sadece Arapların eseri olmamıştır. Etnoğrafik katkılar bu kültürün oluşmasında gerçekten büyük bir etkendir. Bu çok parlak edebiyatın ve kültürün en üst düzeye ulaşmasında hilafet sancağı altındaki Arap olmayan unsurların da büyük bir yapıcı taraf olduğu da kesindir.
 
İslam edebiyatının oluşmasında ve gelişmesinde katkısı olan halklar arasından ve bu konuda büyük payı olan orta Asya kökenli Müslüman Türk halklarıdır. Türk âlimleri başta akait imamımız Ebu Mansur Matüridi ve amelde mezhep imamımız İmam-ı azam Ebu Hanife hazretleri ve benzerleri İslam’ın yoruma muhtaç konularını aşırı uçlardan ve ifrat ve tefritten uzak tutarak İslam’ın istediği “Orta Ümmet” olmanın gereği olan mutedil bir anlayışı ortaya koydular.
 
Mâveraü’n-nehr ülkelerinden bütün ilim ve edebiyat dallarında nice dahi âlimler çıkmıştır. Bu ülkeler yetiştirdiği eşsiz ve dahi bilginleriyle tanınmaktadır, bu ülkelerden tefsir, hadis, fıkıh, tıp, uzay, jeoloji, riyazet, doğa, coğrafya, tarih, felsefe ve dil bilimlerinde çok ünlü âlimler yetişmiştir.
 
Allaha sonsuz şükürle yöneliyoruz ki bu âlimler tarihin her safhasında bu güne kadar çok önemli bir yer tutmuşlardır.
 
Bu konumda çok önemli yerleri olan bazı âlimler şunlardır: İmam Ebu Abdullah Muhammed bin İsmail Buhari (h. 194-256) Allame, Rasülüllahın s.a.s. hadislerinde delil. Hafız Ebu İsa Hadis âlimi Tirmizi, Buhari’nin arkadaşlarındandır (h. 209-279). İmam Hafız Ebubekir Muhammed bin Ali el-Kaffal Taşkent/ Büyük Şaş’tan (h. 291-366). Ebu İshak İbrahim el-Müruzi, Bağdatlı, (h. 164-214). Âlim Ahmed bin Muhammed, Harezmli, (h. 593 te öldü). İmam Ahmed bin Şuayb en-Nesei (h. 234-303). Ebu Bekir bin Abdullah ed-Debusi (h. 470 te öldü). Reis Ebu Ali İbn-i Sina el-Buhari (h. 370-430). Ebu Nasr Tarhan el-Hakim Farabi ( 339 h. Öldü). Ebu’r-Reyhan Biruni (h. 362- 448). Meşhur âlim Ebu’l-Kasım Mahmud bin Ömer ez-Zemahşeri Harezmli (h. 467-538). Ebu Mansur Matüridi ( h. 342 de öldü). Ebu Muhammed
 
Abdullah bin Abdurrahman Semerkant-Darem sünen sahibi (h. 255 te öldü). Ebubekir Muhammed bin Ca’fer Nerşahlı (h. 899-959) “Buhara tarihi” kitabının sahibi. İslam’a ve Müslümanlara hizmet eden daha başka birçok âlim. Allah yerlerini hoş, makamlarını cennet eylesin.
 
Bütün bu âlimler Kur’an’ın öğretilerine ve hükümlerine uygun olarak yaşadılar ve binlerce cilt tutan kitaplarla İslamiyet’i yazılı olarak bizlere taşıdılar. Onların tüm çabaları yeni kuşaklara yüksek seviyeli ve kalıcı bir edebi-dini miras bırakmaktı.
 
Bu miras şu anda elimizde ve gönlümüzdedir. Şer’î deliller olarak önümüzde duran Kitap, sünnet, icma’ ve kıyas eserlerini tüm saflığı ve berraklığıyla bizlere emanet eden İslam ulemasını saygı ve rahmetle anıyoruz.