Mevla’mıza sonsuz hamd-ü senalar  ile yazıma başlamak istiyorum. Şükür; Mevla’mızın kulları için ihsan buyurmuş olduğu, maddi ve manevi nimetleri için teşekkür mahiyetinde şükrünü ifade etmesidir. Hamd ise; mükevvenatın halıkı olan rabbimizi övmek, methetmektir.

        Şükür ve hamd kavramları, birbirine yakın gibi görünse de kapsama alanları farklıdır. Şükür nimetlere teşekkür, devamlılığını istemektir. Hamd kulun, Ya Rabbi ben haddimin ve hududumun farkındayım senin kudretin karşısında ben bir hiçim demesinin ifadesidir. Hamd, sadece Allah’ü Teala’ya mahsus olan bir fiildir. Hamd, nimetin Allahü Teala’dan geldiğini itiraf etmek, onunla Allah rızası için güzel amellerde bulunmak ve o nimete Allah’tan başkasını ortak koşmamaktır.

        Şükür, nimetin sahibine açıkça övgüde bulunmak; bu nimetin bize ulaşmasına vesile olanlara ise gizlice dua etmektir. Şükür, hem Allah’a hem de kullara karşı yapılan müşterek bir ameldir. Şükre anne baba da dahildir. Şükür yani teşekkür, insanlardan onu hak edenlere de yapılır. Allah'a çok şükretmek bütün şekilleriyle ibadettir. Hamd Allah Teala'yı övmek, şükür de O'na teşekkür etmektir.  Allah'ın verdiği sayısız nimetlerden dolayı Halık'ı Mutlak olana teşekkür etmek her insanın vazifesidir. Şükür özel, hamd genel mana taşır. Mevla’mız siz şükrederseniz ben arttırırım. Buyurmaktadır.

        Hastalık ve musibetlerde şükür değil, hamd etmek gerekir. Hamd gücün kuvvetin adresini bilebilmek, övgüde medihde bulunabilmektir.

Resûlullah Efendimiz şöyle buyurdu:

“Bir kulun çocuğu vefat ettiği zaman Allah Teâlâ meleklerine:

“Kulumun çocuğunu elinden aldınız öyle mi?” diye sorar. Onlar da:

Evet, diye cevap verirler. Allah Teâlâ:

 “Kulumun gönül meyvesini mi kopardınız?” diye sorar. Melekler:

Evet, diye cevap verirler. Allah Teâlâ tekrar:

 “O zaman kulum ne dedi?” diye sorar. Melekler:

 Sana hamdetti ve  biz Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz” dedi, diye cevap verirler.

O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Kulum için cennette bir köşk yapın ve ona hamd köşkü adını verin.” Tirmizî, Cenâiz 36

        Konuşmalara, sohbete başlarken önce besmele, hamdele ve salvele ile başlanması güzel bir davranıştır. Milyonlarca nimet ile kullarını rızıklandıran rabbimize her daim şükretmeli ve Alemlerin rabbine hamd etmeliyiz. Ayrıca bizlere iyilikte bulunanlara da teşekkür etmeliyiz.

        Uzun lafın kısası; “Başa gelen dert ve sıkıntı ne kadar büyük olursa, sabredip Allah’a hamd edildiği takdirde, onun mükâfatı da o kadar büyük olur”. İnsan dilini hamdetmeye alıştırmalı, karşılaştığı acı tatlı her şeyden dolayı Allah’a hamdetmelidir.