Daha önce yazmış olduğum bir yazıda, “düğünlerimiz” uzun uzun bahsetmiştim. Patlayıcı ve parlayıcı maddelerin düğünlerde kullanılması, hatta ateşli silahların kullanımın giderek artması, halkın huzur ve güvenli yaşamını tehdit etmeye devam etmektedir.

        2-3 gün önce basında görmüştüm. Konya’da maganda kurşunu ile ölen bir vatandaşımız içimizi yakmıştı. Konya Valiliği’ni tebrik ediyoruz. Parlayıcı ve patlayıcı (hava-i fişeklerin) satılması ve kullanılmasını kısıtlayıcı kararlar aldı. Yaz boyu gerçekten çok rahatsız olduk. Herkes rahatlıkla ulaşamamalı, 2-3 dakikalık zevk ve gösteriş için yüzlerce lirayı havaya saçıyoruz. İsraf, hem de kul hakkına tecavüz ediyoruz. Açık alanlarda düğünlerimiz, gecelere kadar sürüp gidiyor. Gürültü kirliliği kulakları tırmalıyor.

        Gerçekten   yeter artık, dur diyebilmeliyiz. Halkın güveliği her şeyden önce gelmeli. Hava-i fişek hakkında hiçbir bilgi ve tecrübesi olmayan kişiler de patlatıyor, zaman zaman sakatlanan, parmağı kopan, gözü kör olan, insan haberleri izliyoruz. Hava-i fişeklere harcanan paralarla neler yapılabilir? Çok şey yapabiliriz. Fakir ve yoksullara verebiliriz, al sana hem de sevaba giriyorsun. Hayır kurumlarına bağışlayabiliriz. Burs verebiliriz. Bir okulun kütüphanesine 4-5 set kitap alabiliriz. Kızımızın, oğlumuzun düğün borcunun 500- 1000 TL daha az olmasını sağlayabiliriz. Vesaire vesaire…

        Demokratik olgunluğa ulaşmak için daha çok  çaba harcamamız gerekir. Herkesin hakkına hukukuna saygı oranında, gerçek manada demokrasi ile buluşabiliriz. Bilemiyorum, insanlar niçin en mutlu günlerinde ateşli silahlarla çevrelerine zarar verebiliyor? Niçin boş yere insanları ve çevreyi rahatsız ederek eğlenmek maksadı bile olsa hava-i fişekler kullanılıyor? Sosyolojik açıdan araştırılması gereken bir konu…Düğünü daha mı iyi olmuş oluyor? Gerçekten anlamak mümkün olmuyor.

        Sakin vakur bir şekilde, kapalı alanlarda düğünlerimizi icra etmek daha güzel olacak. Silah kullanılmadığı için kimsenin yaşama hakkı elinden alınmayacak. Hastası, cenazesi olanlar, erken kalkması gerekenler, rahatsız edilmeyecek, böylece toplumsal huzur ve barış tesis edilecektir. Anlayış göstermek, empati yapmak, gerçekten kendimize çeki düzen vermemizi sağlayabilir.

        Toplumsal duyarlılığımızın gelişmesi; medeni olmamıza, beraberce huzur içerisinde yaşamamıza vesile olacak, ben değil biz bilincini hakim kılınacaktır. Hiçbir fayda sağlamayan, hava-i fişekler ve ateşli silahların kullanılmasına artık yeter diyoruz. Çok sevdiğimiz birisinin yaşama hakkını elinden almadan; sevinçli günümüzü acılara gark etmeden; artık hep birden dur diyelim.

        Uzun lafın kısası; açık alanlarda sokak düğünlerine, hava-i fişeklere, ateşli silahların kullanılmasına artık; yeter, yeter, yeter… diyoruz.