Huzur, sükunet ve rahatlık bazı çevrelerin ve mihrakların uykularını kaçırmaya yetti. Ülkemiz için istikrarı çok görenler çirkin planlarını devreye hemen soktular.

       

        Çözüm süreci gerçekten önemliydi. Ülkemizin her türlü maddi ve manevi kaynakları, tüm vatandaşlarımız için seferber edilecek, kardeşçe ilelebet yaşayıp gidecektik. Ama pirincimizin içine tonlarca çakıl taşları saçıverdiler. Tatlı aşımızı, helal lokmalarımızı beraberce aynı sofrada yememize müsaade edilmedi. Ağzımızın tadını tuzunu bozdular.

 

        Ailedeki küçük mızıkçı çocuklar gibi, sofra adabına ve ahlakına uymayanlar, lokmalarımızı boğazımıza düğümlediler. Pirincimiz o kadar taş doldu ki, ayıklamak mümkün gözükmüyor. Yeniden rahmet yağmurlarının yağması beklenecek, ekilecek, büyütülecek ve hasat edilecek. Bor’ da pazar çoktan bitti, akşam olmadan Niğde pazarına ulaşıla bilinirse ne ala.

 

         Doğuda yaşayan kardeşlerimiz, rahat nefes alacak; terör ve destekçilerinin prangasından kurtulup, bir ve beraberce her türlü imkanlardan ve sofradaki nimetlerden afiyetle faydalanılacaktı. Ama nerede…? Barış umutları filizlenmiş, tam meyveye durmuş iken, barış ağacını kökünden birileri  kesiverdiler.

 

          Mutfağımıza tanımadığımız, huyunu, karakterini bilmediğimiz, kimseleri sokarsak, pirincimizi elbette taşla doldururlar. Ev sahibinin de  pirincimizi taşla doldurulmasında muhakkak payı par, sen mutfağı kilitleme, tedbir alma, yol geçen hanına çevir, sonrada kabahati arsıza, hırsıza, edepsize yükle…

 

         Ayıklanabilecek, pirinç maalesef kalmamış, hep taş çakıl. Pirinç  kolay kolay yetişmiyor, bol rahmet gerekli, önümüzde uzun kıtlık yılları gözükmekte. Mevla’mıza dua edelim de tekrar rahmet yağmurları çabuk yağsın.

 

         Yol arkadaşlarımızı iyi seçmek, bizi menzile götürür. Muhataplarımız samimi mi? Bizleri oyalıyor mu? Bunu anlamak zor olmasa gerekir. İki aydır yaşadığımız süreç; aldatıldığımızı argoca enayi yerine konulduğumuzu ispatlamıştır.

 

         Bundan sonra adımlarımızı sağlam atmak durumundayız. Mutfağımızı kimlere açacağımızı, iyi hesap etmeli, değilse binlerce çuval pirinci berbat edeceğimizi asla unutmamalıyız.

 

         Uzun lafın kısası; pirincin taşını ayıklayabilirsek, yanında yoğurdu üfleyerek yemek durumunda olacağımız muhakkak…