Dün, “okuma kültürü” köşe yazımı, sizlerle paylaşmıştım. Bugün de okuma kültürünün, alt yapısı, yazma kültürü hakkında paylaşımda bulunmayı düşündüm. Çünkü yazılmış eser olmadan, okumadan bahsedilemez.
 
 
*****
 
 
Her gün sürekli yazmak; siyasete bulaşmadan, incitmeden, kırmadan, birleştirici, derleyici, toparlayıcı yazı kaleme almak gerçekten çok zor. 21 Haziran 2015’ te “hoşgörü” yazısı ile köşe yazarlığına merhaba demiştim. Düşünmek, sosyal konulara duyarlı olmak, güncel konularda, demokratik ortamda, fikirlerimizi kişi hak ve hürriyetlerini zedelemeden, saygı prensibi içerisinde; yapıcı eleştirel düşüncelerimizi ifade etmek,  biz eğitimcilere düşen toplumsal bir görevdir. Yazmak bir tutkudur. İyi ki yazamaya başlamışım. Herkes rahatlıkla yazabilir.
 
 
*****
 
 
Yazının amacı, toplumsal fayda olmalıdır. Herkes yazar ama; kimileri şer odaklı, kimileri sevgi ve hoşgörü odaklı, kimileri bencil ve tepeden bakma üslupla yazar. Yazar; kardeşlik tohumları saçmalı, hoşgörü iklimini, sevgi ve saygı harcı ile harmanlayarak; huzura, barışa kardeşliğe vesile olmalıdır. İyi bir yazar olmak, harbi olmaktan, tabii olmaktan, milleti ve vatanı sevmekten geçer.
 
 
*****
 
 
Okuma kültürümüzün zayıf olması, yazma kültürü ile  bağlantılıdır. Toplumun istek ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek konularda yazı yazmak; toplum kendisini, yaşantısını, değerlerini, kültürünü bulabiliyorsa o yazar okunuyor kardeşim…Biz duygusu hakim bir eser tutuluyor. Ben dilini kullanan yazar benimsenmiyor.
 
 
*****
 
 
Nice cevherler var keşfedilmeye, ortaya çıkarılmaya muhtaç. Okullarda nasıl okuma saatleri ile okuma kültürü oluşturulmaya çalışılıyorsa; şiir, hikaye yazma saatleri ile de yazma kültürü oluşturulabilir. Yazmanın alt yapısı çok farkı eserleri okumaktan geçer.
 
 
*****
 
 
Topluma mal olmuş yazarlarımız; çok okuyarak, bilgi hazinelerini ve kelime dağarcığını geliştirerek, düşünerek, kafa yorarak, mesafe almışlardır. İlkokul çağından itibaren, küçük küçük yazılarla, okul gazetesi ve sınıf köşesinde yayınlayarak; gerekirse, sınıfça yazılan hikayeleri kitaplaştırarak yazma kültürü oluşturulabilir.
 
 
*****
 
 
Uzun lafın kısası; okuma kültürünün gelişmesi, yazma kültürü ile doğru orantılıdır.
Okuyarak, yazarak paylaşımlarımızın atması dileği ile…