Telli turnam ne tarafa gidersin?
Rotanız da Taşelinden il var mı?
Peşin sıra yavruların yedersin
Aştığınız yerde  Yelli bel var mı?
 
Duydum ki Altıntaş kara bürünmüş
Balkusan çiğdemden koku sürünmüş
Bu sene damlardan çok kar kürünmüş
Kapıcıkta üstü karlı dal var mı?
 
Sorkunun karları iyce sıkıştı
Eridikçe ziyim ziyim akıştı
Gören gözler birbirine bakıştı
Bak bakalım Aldere de sel var mı?
 
Tekeçatı Ihlara’yı andırır
Diğerleri yayla diye kandırır
Pınarları, yolcuları bandırır
Sor bakalım üşbunar da yel var mı?
 
Barcın da boş evler bekler göçeri
Temmuz de salarlar döver biçeri
Aç arılar girdi güzün içeri
Eski kara kovanlar da bal var mı?
 
Söbüçimen, Keşbeleni kırları
Kuşakpınar bilir bütün sırları
Çekemese ruhum uzun turları
Beni eve götürecek sal var mı?
 
Turnam, benim için geç Toroslardan
Bir haber ver zirvelerden kaşlardan
Böğrü delik kesme mezar taşlardan
Bir nazar et konulmuş bir gül var mı?
 
Sarıcoğlan der ki, git allı turnam
Enginden uç korkma ben seni vurmam
Özlemim olmasa hiç bir şey sormam
Bilmem gitsem dizlerim de hal var mı?